BEDRAN FORUM

Kültür, sanat, edebiyat ve tarih.


    ZÜLEYHA'NIN YUSUF'A MEKTUP YAZMASI

    Paylaş
    avatar
    GÜNEŞ

    Mesaj Sayısı : 34
    Kayıt tarihi : 25/04/09
    Nerden : izmir

    ZÜLEYHA'NIN YUSUF'A MEKTUP YAZMASI

    Mesaj  GÜNEŞ Bir Paz Mayıs 03, 2009 1:12 am

    ZÜLEYHA'NIN YUSUF'A MEKTUP YAZMASI

    Yusuf" yazdı Züleyha,sayfanın ortasına.Hala hitaptaydı kalemi,bir satır
    ileri geçemedi. Bir satır ileri geçsem hitaptan,dedi,yanacağım.Ses verdi
    içinden bir ses:"Yan o zaman,yan o zaman!" Züleyha devam etti: "Ah benim
    Yusuf'um,ah benim,ah/senim,dedi,başka bir şey diyemedi." Züleyha Yusuf'a bir
    mektup yazmaya başlayınca "Yusuf "diye başladı,"Yusuf " diye bitirdi.Gördü
    ki hitaptan öteye geçemedi.Anladı ki aşkın namesinde ser-nameden öte kelam
    yok.Ve Züleyha'nın lügatinde "Yusuf"tan öte sözcük yok. "Yusuf,dedi,kelamım
    artık sende hükümsüz.Ama kelamımın hükümsüz kaldığı bu yerde beni
    küçümseme.Bil ki kelamdan da ötede sadece ah var,ah ki dünya onun üzerinde
    durur,gökkubbe onun hararetiyle döner.." Züleyha'nın gülümsemesi "Bir gün
    Züleyha, arkalığına beyaz sümbül dalları işlenmiş tahtırevanıyla geçiyordu
    kütüphanelerin ve tapınakların kenti olan kentinin sokaklarından. Görkemli
    bir alayla geldiğini görenler saygı ve hayranlıkla kenara çekiliyor ve
    Züleyha'ya yol açıyorlardı. Zengin ve güçlüydü, en fazla da güzeldi. Ve
    kimse kırmızı gülleri saçına Züleyha gibi takamazdı. Birden bir meczub, ehil
    arslanları, atları ve arabaları aşarak Züleyha'nın tahtırevanının önünde
    dikiliverdi, yürüyüş durdu. Züleyha tül cibinliği aralayarak bu duraklamanın
    nedeninin anlamak istedi. Gözlerini kaldırarak Züleyha'nın yüzüne bakmaya
    başladı meczub, "Züleyha..." dedi, "sevindir beni!" Züleyha kölelerine
    meczubun sevindirilmesi için işaret etti. Köleler mor renkli kadife bir
    keseyi uzattılar avucuna; ama meczub oralı bile olmadı. "Züleyha..." dedi,
    "Sevindir beni, bana gülümse! Başka bir şey istemem." Züleyha bu sesi
    hatırladı ve yüzüne dikkatlice bakınca, aşkını reddettiği silik bir yığın
    sima arasından bir zamanların ordu kumandanını tanıdı. Usulca
    gülümsedi.(...) Başını önüne eğen meczub sessiz ve sakin geldiği gibi
    çekiliverdi. O günden sonra Mısır'ın lisanına "sadaka vermek" anlamına gelen
    yeni bir deyim yerleşti: Züleyha'nın gülümsemesi." YUSUF İLE
    ZÜLEYHA'dan(kalbin üzerinde titreyen hüzün) .........Rabbim,dedi Yusuf,sen
    bana,kendi isteğimin dışında şu iklimde ve şu odada bulunduğum şu
    anda,Züleyha'yı istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Katından bir esirgeme
    ver. Değil mi ki, isteğe yaklaşınca,istememeyi istemek artık imkansızlaşır.
    Bu yüzden değil mi Rabbim,senden gelen yasaklar "yapma"ile
    değil"yaklaşma"emri ile başlar. Yaklaşırsam eğer şu içimdeki doğal olan
    akışla Züleyha'nın ırmağına,yaklaştıktan sonra "yapmam"diyemem. Üstelik
    yaklaşırsam eğer yapmamayı da artık dua edemem. Daha kolay olan "yapma"
    değil "yaklaşma". Öyleyse aslolan :"yaklaşma"Öyleyse Rabbim insan
    yaratılmışlığımın sorumluluğuyla en fazla baş başa kaldığım şu anda,şu
    odada,sen bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Beni insan yaratılmışlığın
    en doğal akışını kendine ait olmayandan sakındıracak güçle insan et.
    Rabbim,diye devam etti Yusuf duasına.İ stemeyi istemek kadar istememeyi
    istemek de zor. Biliyorum ki katından bir koruma dökülmezse
    varlığıma,nefsimin altından kalkamam.Son hızla aşağı doğru ilerleyen bir
    teknenin içinde yukarı doğru koşarak Bahr-i Umman'ı aşamam.Benim tedbirim
    senin takdirinden küçüktür. Böyle dua edince Yusuf,ona Rabbinden bir işaret
    geldi.Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde,her şeyin kalpteki
    rengine göre isim aldığı yerde. Masun ve masum olan Yusuf bu duayı etmiş
    olma yürekliliği ile peygamberdi.Ve o iffet demekti. SONRA:YUSUF'UN ELLERİ
    Yusuf'un elleri bir salkım üzüm Bir ak zambak ,şakağında Yusuf'un eli Kimi
    parmakları elif,tırnakları karanfil Kimi parmakları kalem,tırnakları gül
    Elleri Yusuf'un Elmacık kemiklerinde gezinirken bir dağ lalesi,incecik
    bıyıklarının üzerinden geçerken bir demet kiraz çiçeği,gül yağıyla ovalarken
    sakalını bir sümbül çelengi.siyah,simsiyah saçlarınıngecesine düşerken
    Yusuf'un elleri,bir nar çiçeği. Bir nar çiçeğini ezebilir mi benim Yusuf'um
    Yusuf'un elleri yoksa ben de yokum Yusuf'un elleri,alnında bir esmer
    kelebek,Yusuf'un eli şahdamarında,Züleyha'ya yakın ölüm Dudaklarının
    üzerinde duraklıyorsa bir an,Züleyha'nın kalbi demektir Yusuf'un elleri
    Çenesine dayalıysa Yusuf'un elleri, Züleyha'nın kalbinde demektir Yusuf'un
    eli Kaç zamanı araladı Yusuf'un elleri Kaç zamandır yed-i beyza Yusuf'un eli
    Yanağında gezinirken,bir demet nergis,bir sap suçiçeği Yusuf'un elleri Bir
    yasemen dalı,dizinin üzerinde unutulmuşsaYusuf'un sağ eli Bir Yusuf çiçeği
    Yusuf'un sol eli .... ZÜLEYHA'NIN YUSUF'U HATIRLAMASI Zaman geldi zaman
    geçti. Züleyha efendi,Yusuf köleydi.Ama Züleyha bir kadın,Yusuf bir erkek
    şimdi. Kim kaderin Züleyha'yı köle etmek için önce Yusuf'u pazarlara
    düşürdüğünü tahmin edebilirdi ki?Yusuf'un gelişi ahir ise evvelin
    yittiğinden kim söz edebilirdi?Değil mi ki evvel olan bazen ahir gelirdi.
    Geceydi.Aşk,gökyüzünün tabakalarını inip de birer birer,Züleyha'nın kalbinin
    zarına değdi,o en içteki fuada işledi. Yusuf'un kokusu dokundu önce
    Züleyha'nın ruhuna.Sonra sesi. Oysa Züleyha rüyasında ne kokuyu,ne de sesi
    bilmişti. Sesi ve kokusu ruhuna çarptığında,Züleyha,Yusuf'u hatırladı.
    Züleyha Yusuf'u hatırladı ama bu ilk hatırlayışta tenden cana,candan tene
    dönecek olan döngü içinde önce teniyle hatırladı. Bir kadınla bir erkeğin
    birbirine irtibatlanmasında,yalnız başına kaldığında eksik kalan o basamakta
    hatırladı.Güzelliği farketmeden güzelliğin cezbesinde kaldı. Züleyha uyandı.
    Ama Züleyha,rüyasında bir velinin şüphesiyle değil,teninin ürperişiyle
    uyandı. Bir yangının hararetine düşen tapınaklar geldi tapınaklar geçti
    içinden Züleyha'nın . Kendisi bilmiyordu,hiç kimseler henüz bilmiyordu.Ama
    yürünecek yolu vardı. Ku-yı dilaraya hu demeye, Kalbin hassas terazisine
    düşmeye, Çok çile, Çok gözyaşı, Çok zaman vardı. Geceydi. Nil kıyısında gece
    hiç bu kadar yağmurlu,yağmur hiç bu kadar karanlık olmamıştı. Yusuf'un
    elleri,Yusuf'un gözleri,Yusuf'un alnı. Yusuf şimdilik Züleyha için sadece bu
    kadardı. ....................... Züleyha kendi kalbine baktığında,Yusuf'u
    neden sevdiğini ve Yusuf'u nasıl sevdiğini merak etti ilk kez.Perdeler
    kalktı kalbinin üstünden.Işık. "Yusuf,seni sevdiysem"dedi Züleyha,hükümdarın
    tahtına hükümdardan başkası oturamayacağından.Şehzade için saklanan giysiler
    ancak şehzadenin bedenine uyacağından.Padişahların ülkeler fethettiği
    görülmüştür de,kölelerin ülkeler fethettiğine bir Yusuf'ta tanık
    olmuşuzdur.Görüyorsun ya Yusuf,seni sevdiysem yazgım bana yapacak başka bir
    şey bırakmamış olduğundan.Senin güzelliğin gibi benim de muhabbetimin nedeni
    olmadığından....

      Forum Saati C.tesi Ağus. 19, 2017 5:01 pm