BEDRAN FORUM

Kültür, sanat, edebiyat ve tarih.


    MÜSLÜMAN SAATİ

    Paylaş
    avatar
    GÜNEŞ

    Mesaj Sayısı : 34
    Kayıt tarihi : 25/04/09
    Nerden : izmir

    MÜSLÜMAN SAATİ

    Mesaj  GÜNEŞ Bir Perş. Mayıs 21, 2009 7:53 pm

    MÜSLÜMAN SAATİ

    İstanbul’u yenileştiren ve yerlisini şaşırtan istilaların en gizlisi ve en tesirlisi yabancı saatlerin hayatımıza giriş oldu.”saat”ten kastımız, zamanı ölçen alet değil, fakat bizzat zamandır.

    Eskiden kendimize göre yaşayışımız, düşünüşümüz, giyinişimiz ve kendimize göre dinden ırktan ve an’aneden hayat alan bir zevkimiz olduğu gibi, bu hayat uslubuna göre de bir saatlerimiz ve günlerimiz vardı. müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve sonunu akşamın ışıkları tayin ederdi. madenden sağlam kapaklar altında kapalı tutulan eski masum saatlerin yelkovanları, yorgun böcek ayakları tarzında, güneşin sema üzerindeki hareketiyle ilgili az çok bir hesaba uyarak, minenin rakamları üzerinde yürürler ve sahiplerini, zamandan az çok bir doğrulukla haberdar ederlerdi. zaman sonsuz bahçe ve saatler, orada açan , kah sağa, kah sola meyleden, güneşten rengarenk çiçeklerdi.

    Yabancı saati alışkanlığından evvel bu iklimde, iki ucu gecenin karanlığıyla simsiyah olan ve sırtı, çeşitli vakitlerin kırmızı, sarı ve laercivert ateşleriyle yol yol boyalı, büyük bir canavar halinde, bir gece yarısından diğerine uzanan yirmidört saatlik gün tanınmazdı. işıkla başlayıp biten, kısa, hafif, yaşanması kolay bir günümüz vardı. müslüman’ın mesut olduğu günler işte bu günlerdi. şerefli günlerin vakalarını saaatlerle ölçtüler.

    Gerçi, astronomi hesaplarına göre bu saat iptidai ve hatalı bir saatti. fakat bu saat, hatıraların kutsi saatiydi. alafranga saatin adetlerimiz ve işlerimizde kabulü ve alatur-ka saatin geri safa düşüp camilere, türbelere ve muvakithanelere bırakılmış battal bir eski saat haline gelişi hayata bakış tarzımız üzerinde korkunç bir tesire sahip olmamış değildir.

    Giden saatler babalarımızın öldüğü, annelerimizin evlendiği, bizim doğduğumuz, kervanların hareket ettiği ve orduların düşman şehirlerine girdiği saatlerdi. bunlar, hayatı etrafımızda serbest bırakan geniş ve kayıtsız dostlardı.gelen yabancılar ise hayatımızı bozup onu meçhul bir düstura göre yeniden tanzim ettiler ve ruhlarımız için onu tanınmaz hale getirdiler. yeni “ölçü” bir zelzele gibi etrafımzda zaman manzaralarını alt üst ederek eski günün bütün sedlerini harap etti ve geceyi gündüze katarak saadeti az, meşakkati çok, uzun bulanık renkte bir yeni “gün” meydana getirdi. bu, müslüman’ın eski mesut günü değil; sarhoşları, evsizleri, hırsızları ve katilleri çok ve yeraltında mümkün olduğu kadar fazla çalıştırılacak köleleri sonsuz olan büyük medeniyetlerin acı ve sonu gelmez günüydü.

    Unutulan eski saatler içinde eksikliği en çok hasretle hatırlanan saatler akşamın onikisidir. “oniki” artık solgun yeşil sema altında, ilk yıldıza karşı müezzinin müslümanlara hitap ettiği, sokakların larcivert bir hisle kapandığı, ışıların yandığı, sinilerin kurulduğu ve yarasaların mahzenlerden çıkıp uçtuğu o tesirli ve türek saat değildir. akşam telakkisinden koparak, kah öğlenin sıcağında, kah gece yarılarını karanlığında mecvut olmayan bir zamanı bildiren bu saat, şimdi hayatımızda renksiz ve şaşkın bir noktadır. yeni saat, müslüman akşamının hüzünlü ve şaşalı dakikasını dağıttığı gibi, yirmidört saatlik yabancu “gün”ün getirdiği geçim şekli de bizi fecir aleminden uzak bıraktı. başka memleketlerde fecri yalnız kırdan sebze ve met-yve getirenlerin ahmak gözleriyle ıstırap çekenlerin şişkin kapaklar içinden bakan kırmızı ve perişan gözleri tanır. bu zavallılar için fecrin parıltıları, yeniden boyunlarına geçirilecek olan hayat ipinin kanlı ilmeğini aydınlatan bir ışıktır.

    Halbuki müslüman için fecir saati rüyasız bir uykunun sonu ve yıkanma, ibadet, neşe ve ümidin başlangıcıdır. müslüman yüzü, kuş sesleri ve çiçek kokuları gibi fecrin en güzel tecellilerindendir. kubbe ve minareleri o alaca saatte görmemiş olan gözler, taşa en ilahi manayı veren o akılları hayrette bırakan mimariyi anlamış değillerdir. esmer camiler, fecirden itibaren semavi bir altın ve semavi bir çini ile kalanır ve islam ustalarının tamamlanmamış eerleri o saate tamamlanır. bütün mabedler içinde güneşten ilk ışık alan, camidir. bakır oklu minareler, güneşi en evvel görmek için havalarda yükselir.

    Şimdi, heyhat, eski saatle beraber akşam da fecir de bitti. birçoklarımız için fecir, artık gecedir. ve birçoklarımızı güneş, yeni ve acayip uykunun ateşlerinden, eller kilitli, ağız çarpılmış, bacaklar bozuk çarşaflara dolanmış, kıvranırken buluyor. artık geç uyanıyoruz. çünkü hayatımız sokulan yeni ve fena günün eşiğinde çömeliş, kin, arzu, hırs ve haset sürülerinin bizi ateş saçan gözlerle beklediğini biliyoruz. artık yalnız fecri kümeslerimizdeki dargın ve mağrur horozlara bıraktık. şimdi müslüman evindeki saat, başka alemin vakitlerini gösterir gibi, bizim için gece olan saatleri gündüz ve gündüz olan saatleri gece renginde gösteriyor. çölde yolunu şaşıranlar gibi biz de şimdi zaman içinde kaybolmuş kişileriz

    SEFKAN

    Mesaj Sayısı : 30
    Kayıt tarihi : 22/04/09

    Geri: MÜSLÜMAN SAATİ

    Mesaj  SEFKAN Bir Cuma Haz. 05, 2009 5:49 am

    bütün yollar allaha gider hiç şüphesiz,

    güneş ablam bu forum açıldığından bu güne çok katkıların oldu,güzel yüreğine tşkler.... Very Happy Very Happy

      Forum Saati Cuma Ara. 15, 2017 6:14 am