BEDRAN FORUM

Kültür, sanat, edebiyat ve tarih.


    Bilimsel Düşünce

    Paylaş
    avatar
    Abbas

    Mesaj Sayısı : 8
    Kayıt tarihi : 22/06/09

    Bilimsel Düşünce

    Mesaj  Abbas Bir Ptsi Ağus. 10, 2009 8:14 am

    Bilimsel düşünce, her şeyi bilim ölçüsüne göre değerlendirmektir. Bilimsel düşünce sorgulamayı, eleştirmeyi, bilimin açıklamalarına göre düşüncelerine ve eylemlerine yön vermeye çalışmayı, eleştirilere açık olmayı, nesnel olmayı, gerçekçi olmayı ve insancıl olmayı içerir.

    Bilimsel düşünceye sahip kişi bilimi, hayatın her alanında ve her konuda biricik doğru bilgi kaynağı olarak görür. Öyle olunca bilimsel düşünceye sahip kişi destanlar, dogmalar, hurafeler, fallarla yönetilip yönlendirilemez. Çünkü bu kaynakların doğruluğundan kuşku duyar. Böylece bilimsel düşünce özgürleştiricidir.

    Bilimsel düşünceye sahip insan heyecanlarına daha hakim olur. Böyle bir insan, aklın yolunun bir değil, bin olduğunun farkındadır. Bu nedenle farklı düşüncelere saygı gösterir. Başkalarının da doğru şeyler söyleyebileceğini bilir. Bilimsel düşünceye sahip insan hoşgörülüdür. Bilimi hayatta her şey için rehber edinmiş bir kimse insana bilimin penceresinden bakar. İnsanların birbirlerine ırksal üstünlükleri olmadığını, eğitim sayesinde her normal zekalı insanın bir iş ve meslek sahibi olabileceğini bilir. Bu yüzden insanlara tepeden bakmaz. Hele ırkçılık bilimsel bir kafa ile asla bağdaşmaz. Bilimi rehber edinmiş insan, insanları dinli dinsiz, imanlı imansız diye ayırmaz. Bu yüzden insanlara ve insanların düşüncelerini ifade etmelerine saygı gösterir, hoşgörülüdür.

    Bir diploma sahibi olmak, hele de bizim ülkemizde bilimsel düşünceye sahip olmak anlamına gelmez. ******’ün ünlü sözü bize bilimin hayattaki yerini en kısa ve en özlü şekilde hatırlatır. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir”. Ne yazık ki üniversite diplomasına sahip insanlar içinde bile bilimi en gerçek yol gösterici olarak görmeyenler çoğunluktadır. İnsan yetiştirme düzenimizdeki yanlışlıklar nedeniyle bilimi aciz insanın zavallı bir çabası olarak görenler, bilimsel kuramları bilim adamlarının oluşturduğu senaryolar ya da bilim insanlarının öznel görüşleri olarak görenler çoktur.

    Durumun böyle olmasının bir çok nedenleri var. Bizim üniversitelerimizde dersler hala monologlar biçiminde geçer. Ortaöğrenim boyunca tartışmamış, soru sormamış, eleştirmemiş, eleştiriye tahammülü öğrenmemiş olan gençler derse katılmakta ürkektirler. Eleştirilmekten, hata yapmaktan, ayıplanmaktan korkarlar. Derslere katılmakta zorlanmalarının bir nedeni budur. Gençlerimizin bir başka zorluğu da bol sınavlı sistemde düşünecek, eleştirecek, tartışacak vaktin olmayışı ve bu yüzden bu konularda geri kalmalarıdır. Bilimsel düşünce işte böyle bir ortamda geliştirilemez. Sorgulayan kafa bu şekilde yetişmez. Gençlerimizin hep bir kılavuza tabi olma, öğretmene, eğiticiye tabi olma ve eleştirmeme, sorgulamama eğiliminde oldukları kolaylıkla gözlemlenen bir şeydir.

    İlk ve ortaöğretimde doğa bilimlerini olması gerektiği biçimde öğretemiyoruz. Sağlam bir felsefe eğitimini değil ilk ve ortaöğretimde üniversitelerde bile veremiyoruz. Üniversitelerimizin felsefe bölümlerinde okutulan derslere bakmanızı öneriyorum. Her üniversitenin ilgili bölümlerinde okutulan dersler ve hatta içerikleri internet sayfalarında veriliyor. Bizim Felsefe bölümlerimizde örneğin Marksçı felsefe var mıdır? Kendiniz görün. İsterseniz bir de İktisat Fakültelerinin müfredatında Sosyalist ekonomiler ve kuramlarla ilgili bir ders olup olmadığına bakabilirsiniz.

    Bir de nükleer silaha sahip, Avrupalılardan daha önce uzaya gitmiş olan, çip üretebilen Hindistan’ın, Çin’in, kısaca Asya’nın üniversitelerinden bizim üniversitelerimizin ne aldığına bakın. Bizim üniversitelerimiz de bir çok kurumlarımız gibi yüzlerini batıya dönmüştür. Bu nedenle doğudan hiçbir şey almazlar. Doktora yapanlara kadro vermek için batı üniversitelerine gidip birkaç yıl geçirmiş olmayı şart koşuyorlar. Bütün bu tabloda yanlışlıklar var. Nükleer teknolojiye sahip Pakistan’da Nükleer Fizik alanında eğitim görmüş bir bilim insanını bizim yüzünü batıya dönmüşlerimiz beğense ne olur beğenmese ne olur.

    İşte bütün bu yanlışlıklar ve Kabeyi AB ve ABD olarak bellemelerin sonunda ne oluyor ona bakalım. Çocuklarımız ilköğretimden, ortaöğretimden geçer, üniversite okur ve de tarikatçı olur, cemaatçi olur. Ne eğitimin bütün aşamalarından geçmek yeterli olur ne de üniversitelerimizin yüzlerini bu kadar batıya dönmeleri laik ve bilimsel kafa yetiştirmeye yeter.

    Bilimsel düşüncenin insanlarımız içinde neden yeterince güçlü olmadığına ilişkin kapsamlı araştırmalara ihtiyaç vardır. Devletlerin ve toplumların giderek daha çok bilimsel bilgiye ihtiyaç duyduğu, kamu idarelerinin yönetimin her türlü işinde bilime başvurduğu, bilimin toplum üzerindeki etkisinin tarihte hiç olmadığı kadar genişlediği günümüz dünyasında bilimsel düşünceyi kökleştirmek bir var olma sorunudur.

    Tek tek insanların ve toplumların her türlü sorunlarında çözümü sağlayacak olan bilimdir. Üniversitelerinde oruç tutmayan öğrencilerin bıçaklandığı, şehirlerinde kan davası diye, namus meselesidir diye gençlerin ve kadınların öldürüldüğü bir ülke olmaktan çıkmak için bilimi ve bilimsel düşünceyi hak ettiği yere oturtmak zorundayız. Bilimsel düşünceyi benimsemiş insanların çoğunlukta olduğu bir toplum olsaydık olasıdır ki sorunlarımıza daha akılcı çözümler bulabilecektik.

    Bilimsel düşüncenin geliştirilmesi ırkçılığın, dinciliğin, aşırı milliyetçiliğin, etnik milliyetçiliğin de engellenmesi demektir. Gerçekten Biyoloji bilimi yalnızca siyah, beyaz ve sarı ırkı kabul ederken Kürt ırkından bir Türk ırkından, Japon ırkından söz etmek fazla anlamlı değildir. Sosyolojinin, Tarihin, Antropolojinin verileri hiçbir milletin diğerine üstün olmadığını gösteriyor. Yine bilimsel gerçekler yüzmilyar galaksi içinde bir galaksi olan Samanyolunun yüzmilyar yıldızının içinde küçük ve sıradan bir yıldızın yörüngesinde dolanan, evren ölçeğinde düşünüldüğünde küçük ve önemsiz bir gezegen üzerinde olduğumuzu ortaya koyuyor. Bu gerçeği bilerek barıştan, insanlıktan, sevgiden ve hoşgörüden
    yana olmak bilimsel düşünce ile birlikte gider.

    Bilimsel düşüncenin geliştirilmesi sorunlarının çözümünü kendisi bulmaya çalışan, girişimci, üretken, örgütçü insanlar yetiştirebilmek demektir. Tam da Türkiye’nin ihtiyacı olan insan girişimci, üretken ve örgütçü insandır.

    Bilimsel düşünce, çağın gereğidir. Bilimsel düşünceye sahip insanlardan eğitim almak ve eğitimin bilimsel düşünen insan yetiştirmeyi hedeflemesi, eğitilen her insan için haktır. Çünkü insan ancak bu yolla hayatın her aşamasında her türlü soruna akılcı, gerçekçi çözümler bulabilecektir.

    Bilimsel düşünceyi, ülkemizin geleceği için, insanlarımızın mutluluğu için en temel değer olarak

      Similar topics

      -

      Forum Saati C.tesi Ağus. 19, 2017 4:54 pm